margin: 0px; margin-top: 5px; } td { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 9pt; line-height: 1.7; color: #DDDDDD; } td.title { border-bottom: 1px dashed #ff0000 ; } td.leftside { padding: 10px; padding-left: 0px; text-align: justify; } td.rightside { padding: 10px; border-left: 1px dashed #ff0000 ; line-height: normal; } td.eyes { padding-left: 10px; padding-bottom: 3px; } div.avatar { float: left; margin: 5px; margin-left: 0px; margin-bottom: 0px; } h2 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 20pt; color: #FFFFFF; margin-bottom: 12px; } h3 { font-family: "Trebuchet MS"; verdana, arial, sans-serif; font-size: 10pt; color: #FFFFFF; margin-bottom: 2px; } font.gray { color: #777777; } div.author { margin-top: 3px; margin-bottom: 6px; } a:link { color: #EEEEEE; } a:visited { color: #EEEEEE; } a:hover { color: #6699FF; } .....................................................................................................ÖNCE VATAN SONRA ANA VE YAR
ÖNCE VATAN SONRA ANA VE YAR ÖNCE VATAN SONRA ANA VE YAR ÖNCE VATAN SONRA ANA VE YAR

BÜYÜK TÜRK MİLLETİN HİZMETİNDEYİZ...!

VATANA HİZMET İBADETTİR VATANA HİZMET İBADETTİR

7/1/2007 - Milli İstihbarat Teşkilatı BASIN AÇIKLAMASI

Kategori: ISTIHBARAT

MİLLETİN HİZMETİNDE 80 ONURLU YIL

 

                  06 Ocak 2007 tarihinde, çalışanlarımız ve emeklilerimiz ile
                  birlikte, Türk Milli İstihbarat Teşkilatı’nın 80. kuruluş
                  yılını kutluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve
                  Milletimize 80 yıldır hizmet edebilmenin görev şuurunu, daha
                  da güçlü olarak hissediyoruz.

                  Dünyadaki tüm değerlerin, ilişkilerin, sistemlerin ve
                  düzenlerin, ister sosyal-ekonomik-siyasi ister ahlaki-dini
                  olsun yeniden şekillendiği ve hatta tanımlandığı bir süreç
                  içinde bulunmaktayız. Yaşadığımız bu süreç, aynı zamanda,
                  parçası olduğumuz uluslar arası sistemin de kuralları, başrol
                  oyuncuları ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir
                  boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir
                  döneme kaynaklık etmektedir.

                  Tarihi yakından incelediğimizde görüyoruz ki uluslararası
                  sistemde istikrar hiçbir zaman uzun süre mevcudiyetini
                  koruyamamıştır. Sistemin bir veya birden çok noktasında
                  mutlaka bir değişim yaşanmıştır. Bunun etkileri geçmişte daha
                  çok bölgesel nitelikte olsa da günümüz şartlarında, özellikle
                  her alanda yaşanan küreselleşmenin sonucu olarak global düzeye
                  taşınmıştır.

                  20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan iki kutuplu dünya
                  düzeninin uzun süre devam etmeyeceği önceden öngörülebilir bir
                  olgu olmakla birlikte 1990 ve sonrasındaki sürece hazırlıksız
                  yakalanılmıştır. Elbette bunun en önemli nedeni, sistem
                  içindeki yapılanmaların ve analizlerin statükocu yaklaşıma
                  koyu bir muhafazakarlıkla sahip çıkmalarıdır. Bu nedenle de
                  geleceğe yönelik tahminler bu katı/kuralcı yaklaşım içinde
                  başarısız olmuştur.

                  Dünyadaki istihbarat teşkilatları da sistemin birçok aktörü ya
                  da oyuncusu gibi bu yeni “belirsizlikler” dünyasını
                  öngörememiştir. Ayak sesleri özellikle teknolojik gelişmeler
                  ve bu gelişmelerin öncülük ettiği farklılaşan ekonomik
                  ilişkilerle ortaya çıkan, çoğu kez küreselleşme olarak
                  nitelendirilen ve dünyadaki insan toplulukları arasında siyasi
                  sınırların ortaya çıkardığı iletişim limitlerini
                  belirsizleştirerek bir “değer devrimi” de yaratan bu radikal
                  değişim süreci, sarsıcı bir hızla her şeyi etkisi altına
                  almış, savunma ya da uyum mekanizmaları geliştirmeye imkan
                  tanımamıştır. Soğuk Savaş döneminin ortaya çıkardığı katı
                  kurallarla işleyen istihbarat teşkilatları da ortaya çıkan bu
                  yeni ve inanılmaz derecede oynak ortam karşısında ister
                  istemez yetersiz kalmışlardır.

                  İçinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreği, uluslararası
                  ilişkiler ve güvenlik alanında yüzyıl boyunca önemli
                  değişimlere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir
                  evreyi de işaret etmektedir. Bulunduğumuz dönem, gelecekte
                  birçok ulus-devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih
                  maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. Bu
                  devletler sadece gelişememekle ve dünya yönetiminde söz sahibi
                  olanlar arasına dahil olamamakla kalmayacak; aynı zamanda
                  birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin
                  rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde
                  yitireceklerdir.

                  Gerek ulusal güvenliğin sağlanmasında gerekse dış ve iç
                  politikaların yürütülmesinde güvenlik ortamını şekillendiren
                  pek çok yeni yöntem, aktör ve vasıtanın görünür görünmez
                  etkisi hissedilmektedir. Ulusal ve uluslararası düzeyde
                  gerçekten sağlam politikalar üretebilmek ve uygulayabilmek
                  için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve
                  kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu
                  fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve
                  uygun vasıtalar ile karşı koymak zorunluluğu / ihtiyacı her
                  zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir. 21. yüzyıl
                  güvenlik ortamı, istihbarat fonksiyonlarının önemi ve
                  etkinliğini hiç olmadığı kadar arttırmıştır.

                  Önümüzdeki dönemde de uluslararası sistemin, kuralları
                  belirlenmiş stabil bir yapıya kavuşacağını ummak ve bu yönde
                  tanımlamalar geliştirmek faydasız bir uğraş olacaktır.

                  Son derece kaygan bir zemin üzerine oturmuş uluslar arası
                  ortamda Türkiye, bir yandan yakın zamana kadar değişik çap ve
                  karakterde savaşların yer aldığı ve halen potansiyel çatışma
                  tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, diğer yandan birçok
                  bakımdan sürtüşmelere sahne olan ve çeşitli istikrarsızlık
                  potansiyelleri taşıyan Kafkaslar ile yaklaşık 40 yıldır fiili
                  çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Ortadoğu’nun
                  arasında bir iç hat pozisyonuna sahip halde bulunmaktadır.
                  Ayrıca bu pozisyon kademeli olarak Orta Asya’ya açılan
                  alanlarla da bağlantılıdır.

                  Bu üç bölgenin ve Orta Asya’nın birçok bakımdan küresel
                  politikaların ve “rol” savaşlarının belirli açılardan
                  yoğunlaştığı alanları oluşturduğu da bir gerçektir.
                  Dolayısıyla yeni sorun ve tehditler doğrultusunda 21. yüzyılda
                  doğuya doğru genişleyen dinamik bir alan sözkonusu olmakta ve
                  bu durum Türkiye’nin gittikçe genişleyen bir alanda merkezi
                  pozisyon kazandığını/kazanacağını göstermektedir.

                  Bu süreç içinde Türkiye, gerek stratejik gerekse jeopolitik
                  önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına
                  bırakma ya da “bekle-gör-tavır al” taktiği ile sınırlama
                  lüksüne sahip değildir. Uluslararası sistemi ayrıntılı ve
                  isabetli bir tanımlamayla (kendi konumu ile ilgili) taktik,
                  stratejik ve yüksek stratejik tutumlara sahip olmak
                  zorundadır. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye’ye haiz
                  şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu
                  nedenle de Türkiye tüm kartlarını/avantajlarını maksimum
                  düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır. Elbette
                  bunu gerçekleştirebilmesi hiç de kolay değildir.

                  Ulusal gücü sağlamanın ve korumanın en etkili yolu, istihbarat
                  fonksiyonlarımızın ulusal güvenlik politikalarımızı ve ulusal
                  çıkarlarımızı destekleyecek şekilde yapılandırılması ve
                  geliştirilmesidir.

                  Öte yandan jeopolitik ve stratejik konumu itibariyle oldukça
                  zor bir coğrafya üzerinde bulunan Türkiye için güçlü bir
                  ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri
                  yapılanma şeklinde adlandırabileceğimiz çok sağlam üç ayağa
                  sahip olmak bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç
                  ayağın ifade edilen özellikleri içinse güçlü, dinamik, etkin,
                  esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat
                  yapılanmasına ihtiyaç vardır.

                  Ülke olarak içinden geçmekte olduğumuz bu zorlu dönemde,
                  özellikle merkezinde bulunduğumuz ve bir parçası olduğumuz
                  uluslar arası sistemin gelişim süreci, Milli İstihbarat
                  Teşkilatı olarak duyduğumuz sorumluluğu en üst seviyeye
                  çıkarmış durumdadır. Ulusal güvenliğimizin ve ulusal
                  çıkarlarımızın gelişimine katkıda bulunacak bir stratejik
                  istihbarat yaklaşımı bağlamında Teşkilatımızın mevcut
                  yapısının yukarıda ifade edilen ihtiyaçlara cevap verecek
                  şekilde hem organizasyon şeması bakımından hem de sözkonusu
                  şemaya işlerlik kazandıracak/hayat verecek organizasyon
                  kültürü açısından revize edilmesine yönelik 2006 yılında
                  başlattığımız çalışmaları 80. yılımızı da kutlayacağımız 2007
                  yılı içinde sonuçlandırmak amacındayız. Böylece 21. yüzyılın
                  beraberinde getirdiği koşullarla Türkiye için taşıdığı özel
                  önem doğrultusunda, ulusal çıkar ve ulusal güvenlik
                  politikalarımız bağlamında Milli İstihbarat Teşkilatı üzerine
                  düşen görevi en mükemmel şekliyle yerine getirebilecektir.

                  Milli İstihbarat Teşkilatı olarak vizyonumuz, birlik ve
                  beraberlik içinde ülkemizi içinden geçilmekte olan bu muğlak
                  ve tehlikeli dönemden başarıyla daha da güçlenmiş olarak
                  çıkarmak ve çocuklarımıza gurur duyacakları bir gelecek
                  bırakmaktır.

                  Milli İstihbarat Teşkilatı mensupları; halkımızdan, resmi-özel
                  kuruluşlardan ve medyamızdan aldığı destekle, sorumluluklarını
                  sonsuza dek yerine getirme kararlılığı içindedir.

                  Büyük Türk Milletine saygılarımızı sunuyoruz.

 

                  Emre TANER
                   MİT Müsteşarı

                                                                kaynak: http://www.mit.gov.tr

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
ÖNCE VATAN SONRA ANA VE YAR GECE AVCISI

HAKKIMDA

SON NEFESİMİZE KADAR SON SÖZÜMÜZÜ SÖYLEYECEĞİZ.BÜYÜK TÜRK MİLLETİN HİZMETİNDEYİZ. VATANA HİZMET İBADETTİR SİGARA SAĞLIĞA ZARARLIDIR...!

BAĞLANTILAR

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
e-posta

KATEGORİLERİM

GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİLERİNİZİ BEKLİYORUZ...!

Adýnýz
E-posta Adresiniz

DOSTLARIMIZ

mucahid23
asu
sessizofke01
alperence
Ekrem Yıldırım
aylin2
asenaezgi
hamzadeniz
seleningunlugu
011975
cadilan
orhun2023
sehitlerolmez
mehparen
ermenisoykirimyalani
sekerkizz
karagado
hüseyin alp şen
Türk Bayrağı
asena06
deliakrep34
derinsozler
kozan
gruphepsi94
iremkizdenkodlar
sinem15
turkmenler
acemica
kuvvaimilliye
emmawatsonn
gullerinkalbi
orkun38
istanbullu54
tunacigdem